HEMEN OKU
Kahvaltıya Lezzetli Bir Alternatif: Granola

Kahvaltıya Lezzetli Bir Alternatif: Granola

Kahvaltı sevmem. Neden mi? Çünkü, yıllardır kafamda sabitleşmiş bir kahvaltı olgusu var. Dört kelimeden oluşuyor. Yerli. Anlatmadan söylüyorum. Beyaz peynir, siyah zeytin, domates ve çay.

Bir yaz sabahı, denize karşı uyansam bir Ege kasabasında. Pembe domatesler bahçeden yeni toplanmış. Üzerlerine gerçek sızma zeytinyağı gezdirsem. Elimle deniz tuzu ufalasam ufaktan, tane karabiber çeksem. Çayın demi çağırsa sofraya. Zeytinin, peynirin hası beklese, sabah fırından yeni çıkmış ekşi mayalı ekmeği. Olurdu o zaman. Severdim. Ama şehrin göbeğinde, iş güç stresi içinde, sahte tatlar keyif vermiyor hiç.

Bu yüzden olacak ki, hafta içi bahsettiğim kahvaltıdan bunalan bizleri, yeni haftaya motive etmek için “Pazar Kahvaltısı” diye bir konsept yaratılmış. Cumartesi denerseniz aynı tadı vermiyor, gün mutlaka Pazar olmalı. Kahvaltı görünümlü öğle yemeği. Şöyle hazırlanıyor. Az önce bahsettiğim muhteşem dörtlü sabit, hatta çeşit olarak arttırmanız lazım. Sonra markete gidip sucuk, salam, sosis, pastırma gibi ne kadar zararlı hayvansal ürün varsa alıyorsunuz. Yumurta olmazsa olmaz. Bir şeyleri mutlaka kızartıyorsunuz. Ekmek yerine börek, poğaça ve türevleri yiyorsunuz. Finalde her çeşit reçel, bal-kaymak hatta çikolata ile bitiriyorsunuz. Oh. Bir yılın sonunda kolesterol 1500, evde kibrit kutusu arıyorsunuz.

Bence hepsi lazım. Ama ayarında. Her şey gibi. Bu yüzden alternatif ile geldim. Aslında yurt dışında sıkça tüketilen ama bizim genellikle burun kıvırdığımız kahvaltılık gevreklerden bahsedeceğim. Hazır aldıklarımızdan değil elbet. Kendimiz yapacağız. Nasıl hoşumuza gidecekse öyle.

Sadece yulaf ezmesi yemek bence de keyifli değil. At değiliz sonuçta. Biraz canlandırmak şart. Benim favorim granola. Yulaf ezmesini, çeşitli kuruyemiş ve sıvı içeriklerle fırınlayarak çıtır çıtır bir yapıya büründürüyorum. Servis için keyfime göre kuru ve/veya taze meyveler ekliyorum. Ya da eklemiyorum. Sonra ister süt, ister süzme yoğurt, ister ikisi ile birlikte güzel bir harman yapıyorum. Böylece tok tutacak, metabolizmayı hızlandıracak, enerji verecek, daha sağlıklı bir öğün hazırlamış oluyorum. Ne diyorsunuz? Anlatayım mı?

Ben genellikle daha kesin olması için tarifleri gramajla veririm. Bardak, fincan ölçüsü daha samimi ama hangi bardak, hangi fincan? Benim yemek kaşığına doldurduğum unla, sizinkinin aynı olduğuna emin olabilir miyiz? Hayır. Ama maalesef çoğunuzun mutfak tartısı kullanma gibi bir alışkanlığı yok, hem de bu tarif, ölçü konusunda çok da keskin olmayı gerektirmiyor. Yani gramaja uymayacaklar için kabaca tarif etmeye de çalışacağım.

Ufak bir tencereye bal ve zeytinyağını koydum. Üzerine bir tutam deniz tuzu, yine aynı miktarda tarçın ekledim. Tuz, genel olarak içine girdiği yemekteki diğer lezzetleri de güçlendiren bir malzeme. Bu yüzden, tatlılara bile zaman zaman tuz eklendiğini görürüz. Tarçın ise tamamen size kalmış. Biraz aroma vermesi için ekliyorum. Eklemeseniz de olur, miktarını arttırsanız da. Diyorum ya keyfinize göre.

Bu karışımı bir taşım kaynatıp, malzemelerin iyice birbirine geçmesini sağlıyorum. Sonra altını kapatıp biraz soğumaya bırakıyorum. Aslında balı, kendi sıcaklığında tüketmek besin değerleri açısından daha faydalı ama burada daha çok bağlayıcı bir görev üstleniyor.

Diğer yanda, derin bir kapta benim seçtiğim ama sizin, evde olanlara veya tercihlerinize göre değiştirebileceğiniz kuruyemişler var. Ben fındık, badem ve Antep fıstığı kullandım. Bir de kabak çekirdeği. Büyük olanlar kabaca doğranmış, küçük olanlar olduğu gibi bırakılmış şekilde.

Şimdi hazırladığımız kuruyemiş karışımına granolanın bazını oluşturan yulaf ezmesi ve hoş bir doku yaratan yulaf kepeğini ekleme vakti. Kepek bulamazsanız koymayın. Dünyanın sonu değil. Hepsini harmanlıyorum. Az sonra, ocakta kaynatıp homojen hale getirdiğim ballı karışımla buluşacaklar. Heyecanlı olmalılar.

Fırını 150 dereceye ayarlıyorum. Ballı karışımı, kuru karışıma ekleyip iyice karıştırıyorum. Sonra, önceden yağlı kağıt serdiğim bir fırın tepsisine yayıyorum. Fırına veriyorum. Yaklaşık 40 dakika pişecekler. Ben pişirirken 3 kere fırını açıp, karışımı bir güzel alt üst ettim ki her bölgesi birbirine yakın şekilde pişsin. 40 dakika sonunda fırından aldım. Soğumaya bıraktım. Bu süre sonunda, daha da çıtır bir yapıya bürünüyorlar. Daha aromatik oluyorlar.

Muhtemelen hemen yemek isteyeceksiniz ama yemediğiniz kısmını hava almayan bir kapta 3 hafta kadar sorunsuz saklayabilirsiniz. İstediğiniz sabahlar anında öğününüzü hazırlayabilirsiniz. Ya da bir öğleden sonra atıştırmalık olarak. Ya da hafif geçirmek istediğiniz bir akşam. Size kalmış.

Ben bu sefer kuru yaban mersini, kuru kayısı, kuru üzüm ve kuru incirden oluşan bir kuru meyve karışımı yaptım. Ne kadar çok kuru dedim. Gramajları yok, hepsinden azar azar. Granolaya ekledim. Taze meyvelere girmedim ama mevsimine göre uygun meyveleri eklerseniz gayet güzel olabilir. Sonra biraz süt, biraz süzme yoğurt. Tamamdır. Katkısız, el yapımı, istediğiniz gibi.

Olmazsa Olmaz:

250gr /5-6 porsiyonluk Granola; 70gr (2 dolu yemek kaşığı kadar) bal, 20gr (3 yemek kaşığı) zeytinyağı, bir tutam deniz tuzu, bir tutam tarçın, 40gr (bir avuç gibi) çiğ fındık, 50gr (bir avuç gibi) kabuklu badem, 10gr (yaklaşık 20 adet) çiğ iç Antep fıstığı, 20gr (küçük bir çay bardağının üçte biri kadar) çiğ iç kabak çekirdeği,  120gr (normal bir su bardağından biraz daha fazla) yulaf ezmesi,  20gr (küçük bir çay bardağının yarısı kadar) yulaf kepeği

İsteğe bağlı; Kuru meyve karışımı (yaban mersini, kayısı, incir, üzüm)

Tamamlayıcılar; Süt ve/veya süzme yoğurt.

 

Not: Bu yazı, Mutfağın Şefi dergisi Ağustos sayısından alıntıdır.

erman-girgin

mutfagin sefi - ikinci sayi kapak

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*