HEMEN OKU
Yeni Bir Serüven

Yeni Bir Serüven

Uzun zamandır direniyor söylemek istediklerim. Yazmak istiyorum ama düşünceler dönüşmüyor satırlara. Bu yüzden ilk kez yazmadan önce yapmam gerekiyor gibi hissettim. Mutfağa girdim.

Ben aşçı değilim. Hiç olmak istemedim. Aşçılık eğitimli bir yemek meraklısıyım sadece. Yemeğin özüne, karakterine önem veriyorum. Birbirini çok seven malzemelere de inanıyorum, hiç karşılaşmamış olanların uyumlu olabilme ihtimallerine de. En önemlisi neden diye soruyorum. Kötü yapılan bir yemeğin arkasında alınması gereken büyük bir ders olduğunu biliyorum.

Bazen huzuru arıyorum yediğim yemekte, bazen güveni. Bazense farklı lezzetlerin mücadelesini hissetmek istiyorum. Hep bir yemek daha iyi nasıl olur, daha verimli nasıl yapılır diye düşünüyorum. Seviyorum kısacası. Bonfilenin ızgarada oluşan izlerini seviyorum, çorbanın kepçeden kaseye akarkenki kıvamını seviyorum. Etrafını saran beyazından kendini hiç bozmadan ayrılabilen yumurtanın sarısını seviyorum. Kimine göre manyağım, kimine göre harika bir şey yapıyorum. Açıkçası ben de bilmiyorum.

Bence yalnızca yemeği gerçekten sevenler gerçek yemekler yapabilirler. Yemeği genel olarak sevmekten bile bahsetmiyorum. O an yaptığınız yemekle aranızda bir bağ oluşturamıyorsanız, sıradan bir şey yapıyorsunuz. Sadece bir reçeteyi takip etmek ve ortaya yenilebilen bir ürün çıkarmaya çalışmakla, gerçekten yemek yapmak arasında gözle görülemeyen ama derinden hissedilebilen bir fark var. Evet, sonuçta tabi ki bir yemek çıkar ortaya. Sofraya gider, yenir ama eksiktir işte.

Elbette yemek yaparken uygulamanız gereken teknikler, kullanacağınız ipuçları, takip edeceğiniz reçeteler olacak. Ama her şeye körü körüne bağlı kalmak zorunda değilsiniz. Tarifte sevmediğiniz bir malzeme mi var, çıkarın atın. Size göre çok mu tuzlu, malzemelerin miktarları kafanıza yatmıyor mu, oranlarla oynayın. Pastacılık yapmadığınız ve lezzetli yemekler ortaya koyabildiğiniz sürece dilediğiniz kadar özgür olmak hakkınız olmalı. Eğer bu sizin göreviniz değilse, keyif için mutfaktaysanız, deneyin. Neden olmasın?

Amacımız tabi ki her tarife kendi yorumumuzu katmaya çalışarak saçmalamak değil. Sadece nasıl daha lezzetli, daha farklı, daha hoş yemekler yapabileceğimizi bulabilmek. En azından düşünmek. Eğer bir tarif sizin için tamamen çalışıyorsa, bırakalım öyle kalsın. Unutmamamız gereken nokta, her insanın damak tadının, lezzet anlayışının farklı olabileceği. Asıl olan insan, sayılar değil.

Yeni yazımda et suyu yapma serüvenimden bahsedip, ilişkili birkaç temel sos tarifi üzerine yazacağım. Geri gelin.

Uzun zamandır direniyor söylemek istediklerim. Yazmak istiyorum ama düşünceler dönüşmüyor satırlara. Bu yüzden ilk kez yazmadan önce yapmam gerekiyor gibi hissettim. Mutfağa girdim. Ben aşçı değilim. Hiç olmak istemedim. Aşçılık eğitimli bir yemek meraklısıyım sadece. Yemeğin özüne, karakterine önem veriyorum. Birbirini çok seven malzemelere de inanıyorum, hiç karşılaşmamış olanların uyumlu olabilme ihtimallerine de. En önemlisi neden diye soruyorum. Kötü yapılan bir yemeğin arkasında alınması gereken büyük bir ders olduğunu biliyorum. Bazen huzuru arıyorum yediğim yemekte, bazen güveni. Bazense farklı lezzetlerin mücadelesini hissetmek istiyorum. Hep bir yemek daha iyi nasıl olur, daha verimli nasıl yapılır diye düşünüyorum. Seviyorum kısacası. Bonfilenin ızgarada…

Review Overview

User Rating: 4.92 ( 3 votes)
0

2 comments

  1. heyecanla diğer yazını bekliyorum

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*